Follow by Email

9 Şubat 2012 Perşembe

beyne kan gidince

Ben size hiç manyak değilim dedim mi? Demedim. Niye diyeyim...

Geçen hafta hani çok kar yağdı ya; İstanbul'da hayat felç oldu, beyaz afet, yaşam durdu filan. Biliyorsunuz. İşte ben o günlerde karın yağmasından deli gibi mutlu olmamın yanı sıra, akşamları evimde soğuktan morarmaktaydım. Ağzımdan buhar çıkmadı ama burnum, parmak uçlarım ve kulak kepçelerim hiç ısınmadı, o ayrı; bir ara sızlar gibi de oldular. 

Kombi çalışıyor, hatta ibre hiç varmayacağı yerlerde, ama bana mısın demiyor. Ben Ankara'nın karlı buzlu kışlarını alt etmiş gelmiş insanım, geçen hafta yapamadım. Şuurum dondu. Döşemeleri söküp ortada bi tenekede yakmayı düşünecek hale geleceğimden korkmadım değil. Azmış kiracı mantığı. 

Kar tipiye döndürüyor bu sırada, benim perdeler havalarda. Battaniye, eldiven ve bereyle oturuyorum evimde. Şikayet etmedim fakat. Bizdeki kış aşkı donana kadar değil yani.
Neyse, o günler geride kaldı. Yeniden güneş açtı, şapır şupur ziyan oldu gitti güzelim karlar. Ta ki düne kadar.
Dün akşam saatlerinde İstanbul'da yeniden kendini gösteren kar yağışı, yer yer tipi halinde yurt genelinde etkili olmaya başladı.
Dün akşam aile bireylerimle rutin telefon görüşmelerimi yaparken, adet gereği havalardan da söz ettik. Yine soğuyor hava, kayıp düşmeyelim, iyi giyinelim vb cümleler sıralandıktan sonra benim igloya geldi yine laf. Geçen haftanın anıları bir kez daha tazelendi filan... 

Derken aman Allahım! Amman Allahım!
Çaat!!!
E be salak kızım! E be güzel çocuğum! Sen bu kebapçıdan bozma daireye (aparmanın giriş katı bir kebapçı) dünyanın parasını veriyorsun da, insan evin nimetlerinden hiç mi haberdar olmaz?! Bir düşünsene, bu kiraya göre vardır bir hikmet ya desene. 
Bu ne gaflet! Bu ne aymazlık!

Evet efendim...
Benim dairemde klima varmış...şey yani var, evet, biliyorum olduğunu.

Biri hatırlatana kadar hiç hatırlamayacakmışım sanırım. Ne acı ya, ne kadar yazık bana. Bu gafletin sebebini bilememek insana koyan; evini mi benimsemedin, hayatından mı memnun değilsin, üşümekten zevk mi alıyordun, ne arkadaşım senin derdin... 
Ben az daha kassam evdeki klozeti de görmeyip camiye giderdim demek ki.
Evlerden ırak...

Kanepeye oturduğunuzda, yönünüzü mecburen tv'ye veriyorsunuz -zaten çok alternatifiniz yok, evimde tek bir kanepe var- ve TV'nin üzerindeki kemerde bir havalandırma var. Şu mazgala benzer, ızgaramsı havalandırmalardan. İşte klima o! Benim varlığını tüm benliğim ve zihnimle reddettiğim, asla dünyama kabul etmediğim klima...Ben Eylül'den beri her akşam olduğu gibi, geçen hafta da o TV'ye bakıp dolayısıyla yine o havalandırmaya bakıyordum.

Birileri hatırlamama vesile olmasaydı ne zaman görecektim inanın bilmiyorum. 
Oldu bir kere. Çok utanıyorum. Sesleneyim diyeceğim de seslenecek yetkili de bulamıyorum. 
Ders aldım sadece yaşadıklarımdan. Kamuoyunun bilmesini isterim. Artık bilinçli bir kiracı olacağım. Varlığını yine yakın geçmişte keşfettiğim aspiratörün de, tezgah ışığının da, klimanın da ve dahi sifonun da, her şeyin hakkını vereceğim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumu olan insanlara bayılırız biz.