Follow by Email

14 Aralık 2011 Çarşamba

böceği ölen genç kızın dramı

Birazdan lafı çok alakasız bir yere saçma sapan bir şekilde bağlayacağımı bile bile anneannelerden bahsederek giriş yapıyorum. Konu anneanne değil zira. Olsun. 

Anneanneler çeşitlidir. Her torun için de özeldir yerleri, ya da nasıl diyelim, her torunda mutlaka iz bırakmışlardır. Arkadaşlarımın anneanne hikayelerinden anladığım kadarıyla bazıları aksi ve cimriydiler, çok ilginç. Bazıları bunamış, bazısı tonton, köylü, geveze..Bir de şu profil vardır: Cumhuriyet kadını anneanneler. Şehirliymişler onlar. Dans filan da bilirlermiş.

Benim anneannem kırsaldandır; köylüdür. Senelerdir çalışmış, Almanya işçiliği de yapmış, daima köylü ve kültürlüdür. Çok tatlıdır, görseniz yersiniz. Enteresan biçimde boncuk gibi gözleri vardır, renkli göz ben ve bir teyze kızım haricinde kimsede yoktur sülalede. Gerçi bizimki anneannemle alakalı mı bilmem. İsmi de kendi gibi sadedir, basittir, çok hassas ve güzeldir; Ayşe. 
Allah'tan başka dayanağı olmadığını küçücük kızlığından bilen bu tontiş, bugün de imanlı ve inançlı bir "anane" modelidir. Ve de çok komiktir aslında. Özü komik, hali, duruşu, lafları...


Köylü kelimelerini biliyor musunuz siz? Çocukken hep köye giderdim kalmaya, duyardım: tarla çiftlik, ahır, inekler, küspe havuzu, santrafiş (sulama yapılırken kullanılan son derece teknik alet)... Alışıktım onlara ve kelimelerine. Ben hiç yadırgamıyordum, ta ki bizden başka kimsenin bilmediğini anlayıncaya ve Türkçe'de öyle apır sapır laflar olmadığını öğreninceye kadar.


Tendiris, düzgüncecik demektir. Evet "cecik" ekiyle kelime, tam ifadesini bulur. İpiğdil, pespaye, çirkin demek. Mısmıl da güzel, beğenilen şeyler için kullanılıyor. Deyişler de var tabi. Benim hala kullanmakta ısrar ettiğim ve ardından "etimolojisini" (evet) açıklamaktan bıkmadığım bir tanesidir böceği ölmek. Bir insan neşesizse, genelde kederli ya da hayattan pek beklentisi kalmamış gibi öyle bir köşede oturuyorsa ona ananem "böcee ölmüş" der. Ruhu mu kastediyor nedir, bilmiyorum, merak edip de sormadım. Onu yaşatan her neyse işte, o ölmüş.

Derim ve asıl konuya girerim. Evet konu buydu, galiba şu sıralar böceğim öldü diyecektim, ondan bu ağdalı girizgah.
İstanbul'da yalnız kalma fikri canımı sıkıyor biraz. Tam da kış geliyor, cafelere gidip burnumuzu boğaza karşı bir cama dayayıp earl grey'li çay içme zamanı. Kar yağınca yürüyüşe de çıkmak lazım. Gırç gırç. Düşmem lazım, yanımdaki biriyle gülmekten yerden kalkamayacak kadar gülmeliyiz. Birinin kışlık puzzlelarıma yardım etmesi, ya da burnunu sokması da gerek. Bir pazarımız var, onda da kahvaltıma eşlik edecek, sucuklu yumurtanın sarısını ekmeğiyle patlatacak birileri olmalı. Bu potansiyelde bir Kerem var, onu da her zaman ele geçiremiyorum. "Bu sene kış çetin geçecek". Gerçi gelemedi o da bi.


Rüyamda kar yağdığını gördüm. Kar taneleri iri iri, süzüle süzüle düşüyordu. Çok özlemişim.
Bu arada, bu iri yağışa da bebek patiği gibi derler ananemler. Yağmurun iri iri su birikintilerine düşmesine de kurbağa gözü yağıyor diyorlar.


Ben yine hafta sonları tosbağa gibi, ve önceden her zaman olduğum gibi sırt çantamı yüklenip Adapazarı'na gideceğim. Pazar kahvaltısı kışı paylaşınca güzel ne de olsa. Annemle babam hep oradalar, ne zaman paylaşmak istersem düşerim yollara, n'apalım.


Böceğim ölmedi aslında da, kış uykusuna yatan bir tür sanırım benimki. Baharda yine çıkarız belki topraktan.


Kış romantizmine başlamışken de zihnim beni The Waste Land'e götürdü. Sanırım okulda son dönemde bunu okuduğumuz için, en iyi bunu bir de Alfred Prufrock'u hatırlıyorum. Akım akım romanticism çarpmış demek beni. Ya da Huriye Hoca içimize işlemiş.


"APRIL is the cruellest month, breeding
Lilacs out of the dead land, mixing
Memory and desire, stirring
Dull roots with spring rain.


Winter kept us warm, covering
Earth in forgetful snow, feeding

A little life with dried tubers."

T.S. Eliot


2 yorum:

  1. Bekir Yıldız'ın bir öyküsünde gördüğüm ve anlamını sadece burada bulabildiğim "Tendiris" sözcüğünün ardı sıra geldim. Yazıyı da okuyuverdim. Güzeldi. Elinize sağlık. Ayrıca, bu sözcükler için bence TDK Halk Ağızları sözlüğünü hazırlayanlarla bir iletişime geçin. Ne kadar alakadar olurlar bilinmez ama denemekte fayda olduğunu düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  2. Yorumunuz için teşekkürler. Hiç aklıma gelmemişti, bunu bir düşüneceğim. Önce kendime bir liste çıkarmam gerekecek tabi :)

    YanıtlaSil

Yorumu olan insanlara bayılırız biz.